3.6.10

Gerçek Hayat röportajından sonra: Tılsımım işe yaramadı ama tüm dünya Gazze oldu.


Haftalık Gerçek Hayat dergisi editörü Gülcan Tezcan'ın geçen hafta bana yolladığı soruları 29 Mayıs günü cevaplayıp geri yollamıştım. Yani benim, Stockholm Tegen 2'de hala sürmekte olan "Belalı Sularda..." isimli sergimiz için yaptığım "Ship to Gaza: Sizi gözüm gibi sakınırım!" isimli eserim, tılsımım, gözboncuğum işe yaramazdan önce... İsrail'in amansız saldırısından ve katliamından hemen önce...

Bu hafta dergide kısaltılmış haliyle bu röportaj yayınlanmışlar. Kısaltırken, sonradan çok üzüldüklerini ve asla kasıtlı olmadıklarını belirttikleri, düzeltmesini de gelecek sayıda yapacaklarına söz verdikleri bir vahim hatayla, Bülent Yıldırım'ın cümlelerinin bir kısmını bana mal ederek bunca yıllık ateistliğimle bana "İnşallah!" dedirtmeyi başarmışlar.


Geçen hafta bana sorulan soruların ve verdiğim cevapları hiç kısaltmadan yayınlıyorum:


Gazze'ye giden gemilere İsveç'teki sergiyle destek verdiğinizi duyduk. İsveç'te nasıl bir duyarlılık var Gazze konusunda?

Aslında bu sorunun cevabının birçok ülkede aynı olduğunu düşünüyorum. "Türkiye'de nasıl bir duyarlılık var Gazze konusunda?" diye sorsam, o herkesin Filistin dostu olduğu, vatandaşlarının çoğu müslüman ülkede, tabii ki herkes çok duyarlı denebilir mi bugün?

Sabahleyin, İsrail hükümetinin gemileri Gazze'ye yaklaştırmamaya ilişkin kararlılığını aktaran türkçe haberlere yapılan yorumlara gözattım. Beş yorumdan ikisi İsrail'e hak veriyor, üçüncüsü de İsrail'in kendisine sataşmaya kalkacaklara dersini hep verdiğini "hatırlatıp", yine vereceğine vurgu yapıyordu. Onlar türkçe yorum yazmayı bilen Türkiye'deki İsrail ajanları ya da İsrail dostu museviler değildi. Güce tapmayı öğrenmiş, dünyanın o mazlum ve onlara göre aynı zamanda "kirli, kokan, yokolası" halklarının mücadelelerinden usanmış, tüm savaşların nedenlerinin onlar gibiler olduğunu sanan müslüman türklerdi.

Bugün İsrail'in Özgürlük Filosu'na karşı yürüttüğü, dışişleri bakanlığı sözcülerine Youtube'da videolar yüklettiren propaganda savaşı en çok bu tür çok yaygın bir kitle psikolojisini hedef alıyor: "Bu filo Hamas'ın destekçisidir. Hamas, çocukları roketlerle öldüren bir katil örgüttür. Biz yurttaşlarını koruduğu kadar, Gazze halkını da koruyan, onu besleyen yüce gönüllü bir ülkeyiz. Bu filo ise kötüniyetli bir kışkırtmadır." Sanki Gazze coğrafyasını bir yarıaçık cezaevi haline getirmemişler gibi. Sanki fosfor bombalarını o Gazze'nin halkı, çocukları üzerine çok yakın bir geçmişte yağdırmamışlar gibi. Sanki Gazze'ye çimentosundan çikolatasına kadar girmesi yasaklanan yüzlerce maddenin listesini yayınlamamışlar gibi.

İsveç? Dışişleri Bakanı günlerce süren baskımızdan sonra daha geçen gün kendi vatandaşlarına yönelik herhangi bir saldırıyı hoşgörmeyeceklerini nihayet açıkladı. Tek bir TV kanalı, sahibi bir musevi olmasına rağmen ilk günden bu yana Ship to Gaza'nın yanında, hatta teknede. Özerk devlet kanallarının çoğu, politik doğruculuk bu koşullarda ne demekse onun adına birbirinden kışkırtıcı İsrail devlet sözcülerine siz hakkı vererek, sonra onların tespitlerinden güç alarak gemilerin Hamas'ın ne kadar yanında, ne kadar uzağında olduğunu sormaya kalkışabilecek bir körlük ve cahillikte röportajlar yapıyor.

Pazar günü gösteri düzenliyoruz. Yarın -Cumartesi- ya önü kesilmiş ya da Gazze'ye varmış filonun ardından, ya arkadaşlarımızın serbest bırakılması ve yardımın Gazze'ye ulaşması için, ya da Gazze'ye ulaşmış Filo'nun bu ambargoyu kırmasını kutlamak için... Eminim geleceklerin sayısı, İsrail'in Gazze'ye saldırdığı günlerin görkemli kalabalıklarını çok aratacak. Cevabım? İsveç'te nasıl bir duyarlılık var Gazze konusunda, bilmiyorum. Türkiye'de de...

Avrupa'da ve özelde İsveç'te kamuoyunun ve devletlerin İsrail'e yaklaşımı nasıl?

İzin verin bu soruya dostum ve şu anda Gazze yolunda olan İsrail kökenli İsveçli sanatçı dostum Dror Feiler cevap versin, geçenlerde AA muhabiriyle yaptığı röportajdan:

"Dror Feiler, "İş konuşmaya gelince AB çok başarılı. Bazı Avrupalı bakanlar Gazze'deki dramı yerinde görüyor ve insanlığa karşı işlediği suçlar nedeniyle İsrail'i kınıyorlar. Döndüklerinde hiçbir şey yapmıyorlar. Doğruyu konuşuyorlar, ama icraatları sorunlu. İnsanlığa karşı suç işleyen İsrail'i Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi yaparak ödüllendiriyorlar. Hükümetler bir şey yapmıyorsa bizim elimizden geleni yapmamız lazım" diye konuştu.

Yaşadığı ülke İsveç'te halkın çoğunluğunun İsrail'in saldırgan politikalarına karşı olduğunu, fakat hükümetin buna uygun politikalar izlemediğini kaydeden Feiler, yeni kampanyalarla İsveç hükümeti üzerindeki baskıyı artıracaklarını ifade etti. Avrupa'daki Yahudilerin büyük çoğunluğunu "İsrail'in apartheid (ayrımcı) politikalarını gözü kapalı desteklemek" ile suçlayan Feiler, "Bence bu büyük bir hata. Avrupa'daki Yahudiler kendilerini ırkçı ve zalim bir rejimle aynı safta görünmemeli. Böyle bir rejimin uzun vadeli olması mümkün değil" şeklinde konuştu.

Feiler, "Yahudiler geçmişte ayrımcılığa uğradı, yalnız kaldılar, terk edildiler. Şimdi bizim çıkıp 'İsrail Yahudileri temsil etmiyor' diyebilmemiz çok önemli. İsrail maalesef orada yaşayanları temsil ediyor. Avrupalı Yahudiler İsrail'i desteklemek zorunda değil. Biz İsrail hükümeti için oy kullanmadık. İsrail bizim adımıza konuşmasın" dedi."

Bir yandan Avrupa'da yükselen bir İslamofobya gerçeği var. Öte yanda Gazze'deki müslümanlar için her şeyi göze alarak yola çıkanlar... Bu tablo ne düşündürüyor size?

Sorunuzun güç aldığı mantık yanlış. İsveç'ten yola çıkanlar sadece Gazze'deki müslümanlar için değil, çoğu müslüman olsa da her inanç ve görüşteki Gazze halkı için yola çıkıyor. Onlar, Gazze halkının tümü musevi olsaydı yine yola çıkardı. Bunu Türkiye'den yola çıkanlar için de söylemek isterdim ama siz de biliyorsunuz ki İHH ne yazık ki, yardımını sadece müslümanlara götürmekten yana... Yine de bugün ilk defa İHH Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım'dan farklı cümleler duyduk. Dürüstlüğüne inanmak isterim: "İnşallah hedefimize ulaşacağız. İnşallah iki zaferden biri bizim olacak. Hıristiyan da, Yahudi de olsa böyle bir zulme uğruyorsa eğer yine gideriz. Çünkü biz adaletin ve barışın taraftarıyız. Çünkü biz vicdan sahibiyiz. Şimdi birleşin. Bu ambargo kalkacak inşallah."

Evet, islamofobi özellikle 11 Eylül'den sonra ama bence Avrupa'da daha çok sağ liberal politikaların yarattığı krizin sonuçlarını örtbas edebilmek, hedef şaşırtmek için yükseltilen göçmen karşıtı açık ya da gizli devlet politikalarından sonra çok yaygınlaştı. Sadece Gazze'ye yardım filosu yola çıkarırken değil, işsizliğe, ırkçılığa, gençlerin yarınsızlığına karşı alternatif politikalar üretirken de islamofobiyle savaşmak gerekiyor Avrupa'da.

'Belalı Sularda' sergisini kim düzenliyor? Sizin de bu sergide bir eseriniz var. Ne demek istiyorsunuz 'Gözüm Gibi Sakınırım' diyerek?

İsveç'te bulunduğum bu beş yıl içinde 4 karma sergide yeraldım, bir kişisel sergi açtım. "Belalı sularda..." sergisini düzenleyen Tegen ilk karma sergim hariç bunların tümünün mekanı. Galerinin sahipleri ve bu sergiyi düzenleyenler şu anda Özgürlük Filosu'nda, Sofia isimli gemide Gazze'ye doğru yol alan sanatçı dostum Dror Feiler ve onun karısı yine sanatçı Gunilla Sköld Feiler.

"Belalı sularda..." on sanatçının katıldığı, Ship to Gaza girişimi ve Özgürlük Filosu ile dayanışma sergisi. Sergi, ilk gemi İrlanda'dan yola çıkar çıkmaz açıldı. Ne zaman kapanacağı ise bu yolculuğun ne zaman ve nasıl biteceğine bağlı.

Sergide yeralan işim "Ship to Gaza: Sizi gözüm gibi sakınırım", Gazzeli balıkçıların ekmek derdi için denize açılan küçük teknelerine bile ateş açmaktan geri durmayan

işgalci İsrail Donanması ile karşı karşıya gelecek Ship to Gaza (Özgürlük Filosu) gemilerine, o gemilerde yeralacak dostlarıma ilişkin kaygılarımdan varlık buldu. Üç büyük dinin derdi, umudu, hedefi, kutsalı Gazze’yi, üç peygamberin kaburga kemikleri, karnı, bedeni kılarken, gemileri de “katran ve ziftle bulanmış hasır bir sepetin” içine yerleştirerek “denize” bırakmayı seçtim.

Tevrat’ın ikinci kitabı Exodus’ta yeralan öyküde bebek Musa’yı koruyan “hasır sepet” benim dostlarımı, onların Filistin bayrağının renkleriyle boyadığım demir gemilerini, Gazze’ye, Gazze halkına yönelik umut ve çabalarını korusun istedim. Paradoksal bir biçimde Musa’yı da koruduğu biçimde… Exodus’un cümlesini değiştirdiğim yerden bu kaygımın metnini de ekledim işime, ibranice: “Daha fazla gizleyemeyeceğimi anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadım. İçine gemileri yerleştirip denizin kıyısına bıraktım.”

Aslı şuydu: ”Exodus, 2:3 Daha fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı.”

İsveç'ten yola çıkan yardım gemisi nasıl bir süreçte hazırlandı bu yolculuğa? Kimler destek verdi?

Ben iki yıldır ilmek ilmek örülen bu yolculuğun en erken, öncü örgütü olan Ship to Gaza'nın sürecini çok yakından izleyenlerdenim. Bugün geldiği yerde Ship to Gaza'ya destek veren örgütlenmelerin, kurumların çeşitliliğine baktığımızda Türkiye'deki her siyasal çizgide ve örgütlenmede yeralan milyonlarca Filistin ve Gazze dostunun ve onları bu sürece katabilecekken katmayanların üzülmesi ve bolca düşünmesi için çok fazla neden var: Hemen tüm insani yardım ve kültür, tiyatro kuruluşları, İsveç Barış ve Adalet için Müslümanlar Derneği, İsveç'in Genç Müslümanları Derneği, İsrail -Filistin Barışı için Yahudiler Derneği, Komünist Parti, Sol Parti, Yeşil Parti, Hıristiyan dostluk dernekleri, Olof Palme Uluslararası Merkezi, tüm Filistin örgütleri, sendikalar ve öğrenci örgütlenmeleri.

Gazze'ye insani yardım malzemeleri ile dolu gemilerle yola çıkmanın ve insanlık dışı, acımasız İsrail ambargosunu delmenin bir düş olduğu günlerden bugüne onlarca tanıtım toplantısı ve kampanya yapıldı. Bağışın daha yaygın ve çok toplanması için yöntemler geliştirildi. Uluslarararası ilişkiler kuruldu. Ortak çabalar birleştirildi. Bugüne gelindi. 10000 ton yükle yola çıktılar, Gazze'ye yaklaşıyorlar.

Hakan Akçura neden gerilla sanat işleri yapıyor? En çok nelere itirazı var? Türkiye'deki sanat çevrelerindde gerilla sanat diye adlandırdığınız işler yapanlar var mı?

2008 yılında yayınladığım Open Flux manifestosunda yaratımımın zeminini şöyle tanımlamıştım:

"Ben bir open flux sanatçısıyım. Kaygı ve sorumlulukla yaratmaktan geri duramayan günümüz sanatçılarının sahip olmaları gerektiğine inandığım şu nitelikler, benim yaratımımın da hedefidir: ”Zamanın ruhu”na (zeitgeist) bir kez daha tanıklık etmek yani giderek daha boka batan bu yerkürede daha muhalif ve radikal olmak. Yaratımlarının mülkiyet sorunlarından daha çok, yaygın dolaşım ve paylaşımını önemsemek. Bağımsız olmak. Yol gösterici, zihin açıcı, sorunlara yeni tanımlar önerebilen bir sanatçı olmanın yanısıra, her türlü etkileşim ve iletişime açık, gerektikçe oyun kurucu olmayı becerebilen bir sanatçı da olabilmek. Elitizm batağına da, popülizme de düşmeyen bir cesareti, özgünlüğü ve niteliği varetmeye, ötesi hep korumaya çalışmak."

Özellikle güncel gelişmelere yönelik gereksindiğim yaratıcı müdahalelerde benim "gerilla sanat işleri" diye tanımladığım kimi görsel tasarımları etkili bir sunum biçimiyle hızla yaygınlaştırmamı gerekli kılmakta... Bu tür tasarımları Türkiye'de "Extra Mücadele", "İç Mihrak", "Anti-Pop" ve "Atıl Kunst" gibi yaratıcı grup ya da kişiler de kullanmakta.

2.6.10

"Rachel Corrie'yi unutmayın. Yolda! Desteğe ihtiyacı var!"

Onverita portalı kurucusu Serdar Temiz'in benle yaptığı röportaj:

Günlerdir gündemi meşgul eden bu yardım gemileri ve 2 gün önce olan olaylar gündemin en üst sıralarına çıktı. Peki Ship to Gaza projesi nasıl başladı, neler oldu, neler olacak? Bu sürecin en başından beri tanığı olan Open Flux Sanatçısı Hakan Akçura ile yapmış olduğum röportajı burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Böylelikle, daha somut ve gerçekçi bilgilerle kamuoyunun aydınlatılması sağlanmış olacak.

Serdar Temiz
Onverita


Bu proje nasıl başladı? Esas amaç neydi?

Öncelikle belirtmeliyim ki ben Ship to Gaza İsveç örgütlenmesi adına konuşmaya ne yetkili, ne de istekli biriyim. Onlarla doğrudan konuşabilmenin, yazışabilmenin olanağını siteleri sayesinde kolaylıkla bulabilirsiniz. Ben projenin destekçisi, sürecin tanığı ve dayanışma sergisinin katılımcı sanatçısıyım. Cevaplarımı da bu kimliğimle yazacağım.

Ship to Gaza projesi yaklaşık bir buçuk yıl önce başladı. Esas amacın ne olduğunu sormak, onların esas amaçlarından uzaklaştıklarına dair bir düşünceyi ya da önyargıyı ele verir. Oysa ilk günden bu yana değişen ve nitelik değiştiren hiçbir şey yok bu konuda. Yine kendi sitelerinde türkçe dahil yaptıkları açıklama çok yalın ve net:

”Ship to Gaza”, Filistin ve Gazze halkı için insani bir dayanışma hareketi ve pratik sonuç almaya yönelik bir girişim olarak tanımlanabilir. Girişimin amacı, en kısa sürede İskandinavya ve Avrupa’nin diğer bağlantı noktalarından hareket ettirilecek olan bir geminin Akdeniz’e indirilerek sonrasında Gazze’ye ulaştırılmasıdır.


Akdeniz’de yol boyunca ziyaret edilecek liman kentlerinde, girişime destek veren yerel organizasyon ve gönüllülerle birlikte çeşitli kültürel etkinlikler ve faaliyetlerde bulunulacaktır. Gazze halkı için toplanılan yardımlar karşılığında verilecek makbuzlar, herhangi bir siyasi görüşü temsil etmeyen, bağımsız kuruluşlardan temin edilecektir.

”Ship to Gaza” girişiminin hedefleri kısaca:

-Gazze için toplanan insani yardımları, belirlenen çerçeve dahilinde biraraya getirmek,
-İskandinavya ve Avrupa’nın diğer noktalarından yola çıkarak, bu yardımları Akdeniz’deki bağlantı noktaları üzerinden Gazze’ye ulaştırmak,
-Uluslararası kamuoyunun dikkatini Gazze’de yaşanılan trajediye çekmek icin çabalarda bulunmaktır.


"Ship to Gaza” girişimi, siyasi ve dini anlamda bağımsız kuruluşlardan oluşmakta ve herhangi bir maddi kar amacı taşımamaktadır. Hareketin genel amacı, insan hakları ve uluslararası hukuka saygı adına, siyasi ve ekonomik nedenlerle baskı altında olduğuna inanılan Gazze halkı için küresel dayanışmaya katkıda bulunmaktır.

"Ship to Gaza” girişimi, düşünsel temelini, ülkelerin uluslararası sularda dolaşım özgürlüğüne saygı göstermesi ilkesini esas alarak, yine uluslararası hukuktan doğan haklar çerçevesinde rotasında bulunan devletlerin bu haklara itibar etmesine güvenerek şekillendirmiştir. Bilhassa altı tekrar çizilmesi gereken en önemli hususlar, girişimimizin herhangi bir kar amacı taşımıyor olması, tamamen bağımsız bir karaktere sahip olması ve dayanışma ve barış için çaba gösteren bir inisiyatif olmasıdır.

Resim Sergisi vardı, projenin yardım toplamak dışında, sorunu işaret etmek gibi bir amacı Türkiye'de sanki organizasyon IHH öncülüğünde yapılmış gibi bir hava yaratıldı, doğrusu nedir?

Yukardaki alıntıda okumuşsunuzdur, "uluslararası kamuoyunun dikkatini Gazze’de yaşanılan trajediye çekmek icin çabalarda bulunmak" Ship to Gaza'nın ana hedeflerindendir. Bu trajedinin sürekliliğinin güvencesi adına sürdürülen Gazze ablukasının delinmesi, yarılması, ortadan kalkması da Ship to Gaza'nın elbette ki özellikle hedefidir. Bu yüzden İsrail'in izin verdiği kara yolu tercih edilmemiş ve gemilere sadece İsrail'in izin verdiği malzemeler değil, Gazze halkının gereksindikleri yüklenmiştir. Oysa çimentonun ve demirin de, maydanoz ve çukulatanın da girmesi yasaktır Gazze'ye...


Özgürlük Filosu'nun yolculuğunu sadece İHH'nin yayınlarından ya da Türkiye medyasından izlerseniz evet, İHH'nin
bu uluslararası organizasyonun öncülüğünü yaptığını düşünebilirsiniz. Oysa Özgürlük Filosu'nu oluşturan uluslarası birliktelik Ship to Gaza İsveç örgütlenmesi ve İHH'nin yanı sıra Ship to Gaza Yunanistan, The European Campaign to End the Siege of Gaza (ECESG), Free Gaza, Palestinian International Campaign for Ending the Siege ve Barco Gaza (İspanya) örgütlenmelerinden oluşuyor.

Her örgütlenme kendi içinde ulusal ve uluslararası alanda birçok ortak alt çalışma grubunu da kapsıyor. Ship to Gaza İsveç örgütlenmesi ülkedeki hemen tüm insani yardım ve kültür, tiyatro kuruluşları, İsveç Barış ve Adalet için Müslümanlar Derneği, İsveç'in Genç Müslümanları Derneği, İsrail -Filistin Barışı için Yahudiler Derneği, Komünist Parti, Sol Parti, Yeşil Parti, Hıristiyan dostluk dernekleri, Olof Palme Uluslararası Merkezi, tüm Filistin örgütleri, sendikalar ve öğrenci örgütlenmeleri ile birlikte ördü bu süreci.

İHH, başından beri bir parçası olduğu Özgürlük Filosu hareketinin diğer uluslararası bileşenlerini saymadan, onların adını anmadan ama kendi girişimlerine uluslararası desteğin söz konusu olduğuna vurgu yapmayı da ihmal etmeden yaptı tanıtımını. İHH'nin bu oluşumdaki bir farkından sözedeceksek, bu, deyim yerindeyse en fazla mali güce, en geniş tanıtım olanaklarına ve "müslümanlık" vurgusuna sahip örgütlenme olduğuna dair olabilir. Bu niteliklerinin, diğer örgütlenmeler için temelde bir sorun yaratmadığını, tanıtımlarındaki bilgi eksikliğinin de belki de en fazla bir sitemle anıldığını tahmin edebilirim; daha öte bir bilgiye sahip değilim.


Evet, benim de içinde bulunduğum 11 sanatçı, Stockholm Tegen 2'de adı "Belalı sularda..." olan bir dayanışma sergisi açtı 21 Mayıs'ta. Bir resim sergisi değil, her disiplinden için sergilendiği bir güncel sanat sergisi... Ben bu sergiye "Ship to Gaza: Sizi gözüm gibi sakınırım!" isimli eserimle katıldım. Sergi hala sürüyor. Sergi boyunca geniyle doğrudan bağlantı kurulan kimi dayanışma etkinlikleri yapıldı, katliamın ardından yeni etkinliklerimiz sözkonusu olacak ve serginin bitiş tarihi tümüyle sürece bağlı olarak belirsiz.

Baskın projeyi nasıl etkiledi?


Hiç kimsenin bu kadar insanlık dışı bir saldırı beklemediğine eminim. Şok olduk ve hızla, herkes bir yandan dostlarından haber almaya çalışırken, bir yandan da tüm duyarlı insanlık ile birlikte tepkimizi göstermeye, daha çok insanı bu katliama karşı etkin kılabilmeye yönelik çabalara girişti. Stockholm'de ve belli başlı tüm İsveç kentlerinde son yılların en kalabalık ve coşkulu mitinglerini örgütledi Ship to Gaza ve onun dostları... Bu mitinglerde on binler, İsrail ablukayı kaldırsa da kaldırmasa da Gazze'ye kalkacak olan Ship to Gaza'nın yeni gemileri ve o gemilere koyacağı yeni yardım malzemelerine bağış yaptı.

Medyadaki yansımaları nasıl düşünüyorsunuz? 

Sadece katliam sonrasında değil, yolculuk boyunca da, gerek uluslararası medyada, gerek Türkiye'de beni en çok etkileyen şeyin, -bu kez adı İsrail olan, geçmişte birçok kez de adı ABD olmuş olan- "güce tapınma" psikolojisinin yaygınlığı. Son yıllarda giderek yükselen ve temeli sağ liberal ekonomik ve siyasi politikalarda bulunabilecek kültürel ve ahlaki erozyonun ne kadar çok insanı, en temel insanlık değerlerini savunmaktan bile uzaklaştırabildiğini görmek beni çok sinirlendirdi. Zihinlerinin ardında bir yerlerde, bugün Gazze ve Filistin halkına, başka zamanlarda eminim diğer mazlum ya da yoksul halklara, belki de mesela İsrail hariç tüm Orta Doğu ve Afrika, belki de birçok Asya halkına, bu dünyadaki sorunların nedeni olarak bakan alabildiğine sığ, cahil ve ırkçı bir bakış açısının yaygınlaştığını gördüm. Türkiye'de ise bunun göstergeleri en çok, laik, kemalist ve alabildiğine İsrail -güç- yandaşı köşe yazarları ve okur yorumlarında ortaya çıktı.

Uluslararası medyanın, İsrail Savunma ve Dışişleri Bakanlıklarının dezenformasyon çabalarına tutunma gayretlerini yine kızgınlıkla izledim. Ne iyi ki, bir kez daha itildiği uykudan uyanan duyarlı insanlığın her geçen gün genişleyen küresel isyanı ve teker teker bırakılan her ülkeden aktivist tutsakların tanıklıkları, bu dezenfermasyon çabasını daha başlarken dağıtmayı ve bugün öğrendiğimiz kadarıyla İsrail'i tüm tutsakları serbest bıraktıracak geri adımı attırtmayı başardı.

Bugün odaklandığımız konu ve belki de Özgürlük Filosu'nun eylemini gerçek hedefine ulaştırabilecek olay ise, İrlanda-Malezya ortak gemisi Rachel Corrie'nin ve yolcu aktivistlerin arızalarını onardıktan ve "Devam!" karar aldıktan sonra, iki günlük gecikmeyle Gazze'ye yaklaşıyor olması. İsrail'in bir kez daha bu tür bir vahşete kalkışmayacağını umuyor, ötesi güvenli geçişi sağlayarak, ablukayı kaldırıp, geminin yardımını Gazze'ye ulaştırmasına izin vermesini istiyoruz.

Uluslararası kamuoyu sizce yeterli desteği verdi mi?

Siz uluslararası kamuoyunun en son ne zaman bu kadar hızlı ve yaygın bir desteği örgütlediğini gördünüz? Ben Gazze saldırısı ve katliamına tepki verirken bile daha yavaş hareket edildiğine tanık oldum.


İsrail, eğer bir sınır kaldıysa o sınırı da aştı ve tüm insanlığı karşısına aldı bu kez!

İsrail'in "bize saldırdılar"  açıklaması var. Bıçaklar vardı, ne bıçağıydı bunlar, var mıydı gerçekten? 

İsrail'in tüm uluslararası yasaları yoksayarak uluslararası sularda yaptığı korsanca saldırıyı değil de neden bunu konuşuyoruz biz? Hangi insan, kendi gemisi, teknesine uluslararası sularda yapılan bu tür bir korsanlığa karşı, eğer yoksa mutfağından varederek eline bıçak almaz, kenardaki demiri kullanmaz? Ki o gemidekilerin ellerine bıçak aldığını hiç sanmıyorum. Hiçbir İsrail pazarlaması görüntü de bunu göstermiyor. Bedenleriyle, eline geçirdiğiyle kendini savunan insanlar görüyorum ben.

O gece sabaha kadar o tekneden yapılan canlı yayını izleyen herkes gördü ki, yanaşan botlardan ve helikopterlerden sallandırılan iplerden gemiye çıkan askerler de, onlar çıkmadan çok önce de güverte silahlarla taranmaya başladı ve zaten serbest bırakılan her ulusal kimlik ve siyasi görüşten tanık da bunu anlatıyor bugün... İsrail, kendi cevaplaması gereken soruları cevaplamadan soru sormaya hakkı olmayan bir suçludur ve uluslararası mahkemelerde yargılanmalıdır.

Türkiye'de Yahudi ve İsrail düşmanlığı baş göstermeye başladı internet üzerine, bunun için ne diyeceksiniz?

Gelişen uluslararası tepkinin, özellikle de müslüman ve müslüman-yoğun ülkelerin her duyarlı vatandaşının en önemsemesi gereken şeylerden biri de, bu tepkilerin anti-semitik öfkeye, lince dönüşmesinin önüne geçmek! Kabarmakta olan milliyetçi ve dinci histeriye karşı çıkmak, Türkiye'de de en temel sorunlardan biri bugün.

İçinden kimsenin aralarının radikal dinci örgütlenmelerle ve HAMAS'la açık olduğunu iddia edemeyeceği İHH'ye büyük sorumluluk düşüyor. Başkanları saldırı gecesi daha erken saatlerde verdiği demeçte, aynı mazlumlukta, ihtiyaçta olan herkese, hıristiyan da, yahudi de olsalar yardım taşıyacaklarını savunarak, vakıflarının bundan önce sadece müslümanlara yönelik yardım çabalarını görebildiğimiz tarihini aşan cümleler kullanmıştı. Bu söylemi kendi destekçilerinde yaygınlaştırmalı. Yapar mı yapmaz mı tabii ki bilemem...

İsrail devletinin siyonist apartheit politikasının karşısında durmanın anti-semitizm olduğunu iddia etmeye kalkan her görüşe ise, bizzat bu filonun aktivisti olan ve Tel Aviv başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki eylemlerde yeralan barış yanlısı, siyonizm karşıtı yahudiler en yaygın ve etkili cevabı veriyorlar ve verecekler...

Tüm dünya, Filistin dostu halklar ne derse desin, onların kahramanı olmaya başlayan Başbakan Erdoğan, İsrail'le hala yürürlükte olan tüm askeri anlaşmaları yırtmadan samimiyetine beni inandıramaz.

Destekleyenlere ne dersiniz?


Rachel Corrie'yi unutmayın. Yolda! Desteğe ihtiyacı var! Bu abluka kalkmalı! Bu hedef için girişilen her çabaya katılın, derim.



23.5.10

"Over troubled water..." (Vernissage/Opening/Açılış)

"Over troubled water..." (Vernissage) TEGEN 2 from hakan akcura on Vimeo.



Prof. Mattias Gardell och poeten Tobias Berggren deltog i öppnandet av utställningen. Vi kunde höra Dror Feilers tal från "Sofia" (ett fartyg av nio stycken) också.

Eng:
Prof. Mattias Gardell and poet Tobias Berggren participated in the opening of the exhibition. We could listen Dror Feiler's message from "Sofia" (a ship of nine) too.

Türkçe:
Prof. Mattias Gardell ve şair Tobias Berggren sergi açılışına katıldılar. Ayrıca Dror Feiler'in Sofia'dan (dokuz gemiden biri) yaptığı konuşmayı dinledik.




Photo: Tülay Gürgün

About my work / Om mitt verk / Benim işim üzerine

Ship to Gaza: I have eyes only for you! (eng.)
Ship to Gaza: I have eyes only for you! (svenska)
Belalı sularda: Ship to Gaza, sizi gözüm gibi sakınırım.

21.5.10

Ship to Gaza: I have eyes only for you!



About our exhibition:

Over Troubled Water

Hakan Akçura, Malou Bergman, Nils Claesson, Dror Feiler & Gunilla Sköld Feiler, Kent Klich, Damir Niksic, Linn Reinius, Fia-Stina Sandlund, Martin Wickström , Maria Heimer Åkerlund

Date: 21/5-10 till ?/6-10

Opening: Friday 21 may 17 – 20
Tegen 2, Bjurholmsgatan 9 B, Stockholm


Where are the limits of freedom of speech?

Where are the limits of commitment to human rights?

Where are the limits of art?


An exhibition that discusses issues related to the universal right to basic human freedoms. Right next to Sofia - one of eight ships, sailing from Greece / Turkey against Gaza to break Israel's illegal blockade.


The load web service features 1000 tons of cement, desalination equipment, welding equipment, prefabricated houses and dialysis machines.


With the direct link from the cargo ship is Dror Feiler, as medutställare / promoters / spokesperson for the Ship to Gaza. With the vessels are also SVT, Sveriges Radio, Al Jazeera, TeleSUR Others


We put out - when all the beauty of post-colonial perspectives on the peripheral and marginalized, and the perception of 'the other' buried under an increasingly thicker layer bourgeois veneer.


We put out - as most things that are not pre-chewed go directly to the mill waste.


We put out - when we are in the midst of restructuring media and perspective sees the prestigious event or one-sided battle speech given increasing space in the shrinking of media space given to art today.


We spend - when times are hard for the hidden and forgotten perspectives and relationships in the world. We put out - when it is naive, romantic, dangerous, foolhardy, pathetic and utopian to believe that it is possible to make a difference.

NOTE: The exhibition has no fixed end date but hope to continue until the cargo reached its destination around 6 June.


Welcome!


For more information see:
http://www.shiptogaza.se/

http://shiptogazasweden.wordpress.com/


TEGEN 2


open times:
thursday-sunday 12-17
Bjurholmsg. 9b
T-bana Skanstull

070-7161923

070-2855777
info@tegen2.se

www.tegen2.se


About my work:
Ship to Gaza: I have eyes only for you!


"Ship to Gaza: I have eyes only for you" was born from the anxiety I feel over the Ship to Gaza (the Freedom Flotilla).
The ships are manned by my friends will face the occupant Israeli Navy who does not even hesitate to shoot innocent palenstinan fishing boats out at sea fighting for their livelihood.


While the three main religions, hopes, goals, and holiness make up the Gaza Strip three prophets ribs, stomach and abdomen. I chose to place the ships in "a basket of piping, daubed it with bitumen and tar" out of the sea. I wanted to basket known as the Exodus of the second book of the Talmud, which protects the baby Moses also will protect my friends and their ships of metal, palenstinan flag colors, and their hope for Gaza and the Gaza people. In a paradoxical way, as Moses was protected ...

I changed the sentence from Exodus in which I presented to my concerns, in Hebrew:

“And when I could not longer hide ships, I took for them an ark of bulrushes, and daubed it with slime and with pitch; and I put them therein, and laid it in the flags by the sea's brink."It was the original text:"Exodus 2 :3
And when she could not longer hide him, she took for him an ark of bulrushes, and daubed it with slime and with pitch; and she put the child therein, and laid it in the flags by the river's brink."


Ship to Gaza: I have eyes only for you!, Hakan Akçura, 116,5 x 146 cm., Print, pitch and oil color on metal plates, wood, wood basket and cast-iron model ships, 2010

Image Credits:
1. Statue des Moses von Michelangelo (Detail), Peter Anton von Verschaffelt, after 1737, drawing, 58 x 43 cm, Reiss-Engelhorn-Museen, Mannheim
2. Descent from the Cross (Detail),Jacopo Pontormo, oil on canvas, 1526-1528, 313 × 192 cm., Santa Felicita, Florence
3. 16th-century version of a 14th-century original miniature showing Fatima (foreground), on her way to a Jewish wedding party, receiving a parcel of the green cloak brought by the Angel Gabriel from Paradise, in the presence of Mohammed (on the right), his young wife Aisha (next to him), and family members (Detail), Chester Beatty Library, Dublin
4. Gaza Strip and the Mediterranean Sea from the Shuttle KidSat Camera, NASA/JPL, Image Addition Date: 1997.01.22


Jag är tacksam mot Leyla Ferngren, Adlı Toktamış, Dror Feiler, Murat Seçkin, Johan Ferngren, Tansu Açık och Öniz Ercan. 

20.5.10

"Ship to Gaza: I have eyes only for you"


Om vår utställning:Over Troubled Water
Hakan Akçura, Malou Bergman, Nils Claesson, Dror Feiler & Gunilla Sköld Feiler, Kent Klich, Damir Niksic, Linn Reinius, Fia-Stina Sandlund, Martin Wickström , Maria Heimer Åkerlund

Datum: 21/5-10 till ?/6-10

Vernissage: fredagen den 21 maj kl 17 – 20

Tegen 2, Bjurholmsgatan 9 B

Var går gränserna för yttrandefrihet?
Var går gränserna för engagemanget för de mänskliga rättigheterna?
Var går gränserna för konsten?


En utställning som problematiserar frågor kring allas rätt till grundläggande mänskliga friheter. I direkt anslutning till att Sofia – ett fartyg av åtta stycken, avseglar från Grekland/Turkiet mot Gaza, för att bryta Israels illegala blockad.
I lasten finns bl.a 1000 ton cement, avsaltningsmaskiner, svetsaggregat, prefabricerade hus och dialysmaskiner.

Med på direktlänk från lastfartyget är Dror Feiler, i egenskap av medutställare/ initiativtagare/språkrör för Ship to Gaza. Med på fartygen finns också SVT, Sveriges Radio, Al Jazira, Telesur m.fl.

Vi lägger ut – när alla fagra postkoloniala perspektiv om det perifera och marginaliserade och synen på ”den andra” begravts under ett allt tjockare lager borgerlig fernissa.

Vi lägger ut – när det mesta som inte är färdigtuggat går direkt till avfallskvarnen.

Vi lägger ut – när vi mitt under mediala omstruktureringar och perspektivförskjutningar ser hur prestigefyllda event eller ensidig yttrandefrihetskamp ges allt större plats i det krympande medieutrymmet som idag ges konsten.

Vi lägger ut – när det är svåra tider för de gömda och glömda perspektiven och sambanden i världen.

Vi lägger ut – när det är naivt, romantiskt, farligt, dumdristigt,

utopiskt och patetiskt att tro att det går att göra skillnad.

Varmt Välkommen!

För mer info se:

http://www.shiptogaza.se/
http://shiptogazasweden.wordpress.com/

OBS! Utställningen har inget fastställt slutdatum utan hoppas fortsätta tills lasten nått sin destination runt den 6 juni.

TEGEN 2

öppettider:
torsd-sönd 12-17
Bjurholmsg. 9b

T-bana Skanstull
070-7161923
070-2855777

info@tegen2.se
www.tegen2.se

Om mitt verk:
Ship to Gaza: I have eyes only for you!

"Ship to Gaza: I have eyes only for you!" föddes ur den oro jag känner över Ship to Gaza (Freedom flotilla).
Skeppen som är bemannade med mina vänner kommer att möta den occupanta israeliska flottan som inte ens drar sig för att beskjuta oskyldiga palenstinska fiskebåtar ute i havs som kämpar för sitt levebröd.
Medan de tre religionernas huvudsak, hopp, mål och helighet bildar Gaza de tre profeternas revben, mage och buk. Jag valde att placera skeppen i “en korg av rör, beströk den med jordbeck och tjära” ute på havet. Jag ville att korgen som benämns i Exodus i den andra boken av Talmud vilken skyddar babyn Moses även ska beskydda mina vänner och deras skepp av metall med palenstinska flaggans färger samt deras hopp om Gaza och Gaza folket. På ett paradoxalt sätt, som Moses blev skyddad...

”Men när jag icke längre kunde dölja skeppen, tog jag en korg av rör, beströk den med jordbeck och tjära och lade dem däri och satte den så i vassen vid stranden av havet.”

Original texten var:

”Andra Moseboken 2:3 / Men när hon icke längre kunde dölja honom, tog hon en kista av rör, beströk den med jordbeck och tjära och lade barnet däri och satte den så i vassen vid stranden av Nilfloden.”

Ship to Gaza: I have eyes only for you!, Hakan Akçura, 116,5 x 146 cm., Tryck, tjära och färg olja på metal plåtar, trä, korg och gjutjärna modell båtar, 2010

Image Credits:
1. Statue des Moses von Michelangelo (Detail), Peter Anton von Verschaffelt, after 1737, drawing, 58 x 43 cm, Reiss-Engelhorn-Museen, Mannheim
2. Descent from the Cross (Detail),Jacopo Pontormo, oil on canvas, 1526-1528, 313 × 192 cm., Santa Felicita, Florence
3. 16th-century version of a 14th-century original miniature showing Fatima (foreground), on her way to a Jewish wedding party, receiving a parcel of the green cloak brought by the Angel Gabriel from Paradise, in the presence of Mohammed (on the right), his young wife Aisha (next to him), and family members (Detail), Chester Beatty Library, Dublin
4. Gaza Strip and the Mediterranean Sea from the Shuttle KidSat Camera, NASA/JPL, Image Addition Date: 1997.01.22

Jag är tacksam mot Leyla Ferngren, Adlı Toktamış, Dror Feiler, Murat Seçkin, Johan Ferngren, Tansu Açık och Öniz Ercan. 

19.5.10

Belalı sularda: Ship to Gaza, sizi gözüm gibi sakınırım.

İsveç Ship to Gaza'nın gemisi Sofia, Yunanistan'dan yola çıkacak.Bir gemi İrlanda'dan geçen hafta yola çıktı. Bu hafta sonunda diğerleri de Yunanistan ve Türkiye'den yola çıkacak. İkisi büyük kuru yük gemisi, biri feribot, diğerleri küçük gemiler... Adları artık Freedom Flotilla (Özgürlük Filosu). Bağışlarla bu gemileri satın alan, içlerini çimento başta olmak üzere çeşitli inşaat malzemeleri, gıda, ilaç, okul ve sağlık malzemeleriyle dolduran İsveç'te ve Yunanistan'daki örgütlenmelerin adı aynı: Ship to Gaza. Türkiye'dekinin adı İHH İnsani Yardım Vakfı, İrlanda'daki ise Free Gaza Movement.

Ben iki yıldır ilmek ilmek örülen bu yolculuğun en erken, öncü örgütü olan Ship to Gaza'nın sürecini çok yakından izleyenlerdenim. Bugün geldiği yerde Ship to Gaza'ya destek veren örgütlenmelerin, kurumların çeşitliliğine baktığımızda Türkiye'deki her siyasal çizgide ve örgütlenmede yeralan milyonlarca Filistin ve Gazze dostunun ve onları bu sürece katabilecekken katmayanların üzülmesi ve bolca düşünmesi için çok fazla neden var: Hemen tüm insani yardım ve kültür, tiyatro kuruluşları, İsveç Barış ve
Adalet için Müslümanlar Derneği, İsveç'in Genç Müslümanları Derneği, İsrail -Filistin Barışı için Yahudiler Derneği, Komünist Parti, Sol Parti, Yeşil Parti, Hıristiyan dostluk dernekleri, Olof Palme Uluslararası Merkezi, tüm Filistin örgütleri, sendikalar ve öğrenci örgütlenmeleri.

Gazze'ye insani yardım malzemeleri ile dolu gemilerle yola çıkmanın ve insanlık dışı, acımasız İsrail ambargosunu delmenin bir düş olduğu günlerden bugüne onlarca tanıtım toplantısı ve kampanya yapıldı. Bağışın daha yaygın ve çok toplanması için yöntemler geliştirildi. Uluslarararası ilişkiler kuruldu. Ortak çabalar birleştirildi. Bugüne gelindi. 5000 ton yükle yola çıktılar, çıkıyorlar.

İsrail, gemiler Gazze kıyılarına 40 mil yaklaştığında ateş açacağını açıkladı geçen hafta. Birkaç gündür, gemilerin yola çıkacağı ülkelerin büyükelçilerini çağırarak onları bu yolculuğu engellemeleri gerektiği konusunda uyarıyor. Ama Freedom Flotilla'nın kararlı yolcuları bu tehdit ve gözdağını umursayacak türden insanlar değil.

Dror Feiler, "Sazak'ın Dikenleri"ne müziğiyle katılan dostum, Ship to Gaza İsveç örgütlenmesinin başında ve sözcüsü. Aynı zamanda vrupa ve İsveç İsrail -Filistin Barışı için Yahudiler Dernekleri'nin Başkanı da olan Feiler, geçen gün Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte süreci, durduğu noktayı, duygularını çok yalın ve net aktarıyordu:


"Tek korkum annemi bir daha görememek"


"Gazze'ye Özgürlük Filosu" için İsveç'te yardım kampanyası düzenleyen İsrail doğumlu Yahudi sanatçı Dror Feiler, "Gazze'de yaşanan dramı bildiğimiz halde tepki vermeyerek insanlık onurumuzu kaybediyoruz. Gazze'deki insanlara yardım ederken kendi insanlık onurumuzu da kurtaracağız" dedi. Feiler, İsrail yönetiminin Gazze halkını "yaşa dışı ve toplu cezalandırma" yönteminin ve buna destek olan ya da ses çıkarmayan ülkelerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini söyledi.

Dror Feiler, "İş konuşmaya gelince AB çok başarılı. Bazı Avrupalı bakanlar Gazze'deki dramı yerinde görüyor ve insanlığa karşı işlediği suçlar nedeniyle İsrail'i kınıyorlar. Döndüklerinde hiçbir şey yapmıyorlar. Doğruyu konuşuyorlar, ama icraatları sorunlu. İnsanlığa karşı suç işleyen İsrail'i Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi yaparak ödüllendiriyorlar. Hükümetler bir şey yapmıyorsa bizim elimizden geleni yapmamız lazım" diye konuştu. Yaşadığı ülke İsveç'te halkın çoğunluğunun İsrail'in saldırgan politikalarına karşı olduğunu, fakat hükümetin buna uygun politikalar izlemediğini kaydeden Feiler, yeni kampanyalarla İsveç hükümeti üzerindeki baskıyı artıracaklarını ifade etti.

Avrupa'daki Yahudilerin büyük çoğunluğunu "İsrail'in apartheid (ayrımcı) politikalarını gözü kapalı desteklemek" ile suçlayan Feiler, "Bence bu büyük bir hata. Avrupa'daki Yahudiler kendilerini ırkçı ve zalim bir rejimle aynı safta görünmemeli. Böyle bir rejimin uzun vadeli olması mümkün değil" şeklinde konuştu.Feiler, "Yahudiler geçmişte ayrımcılığa uğradı, yalnız kaldılar, terk edildiler. Şimdi bizim çıkıp 'İsrail Yahudileri temsil etmiyor' diyebilmemiz çok önemli. İsrail maalesef orada yaşayanları temsil ediyor. Avrupalı Yahudiler İsrail'i desteklemek zorunda değil. Biz İsrail hükümeti için oy kullanmadık. İsrail bizim adımıza konuşmasın" dedi.


Gazze'ye insani yardım götürecek filoda kendisinin de olacağını belirten Feiler, "Bence İsrail bizim gemilere saldıracak, bizi durdurmaya çalışacak. Korkum benim İsrail'e girişimi yasaklamaları. Çünkü annem İsrail'de yaşıyor. Eğer gemilerimize baskın düzenleyip beni yakalarlarsa pasaportuma 'İsrail'e giremez' mührü vuracaklardır. Annemi bir daha görememe ihtimali beni korkutsa da bu yolculuktan vazgeçemem. İnsan hakları için mücadeleden vazgeçersek bazılarının diğerlerinden üstün olduğunu kabul etmiş oluruz ve kaybederiz" diye konuştu. Feiler, annesinin de bu mücadelede kendisine destek verdiğini belirterek, "bazı fanatiklerin çılgınlıklar yaparak" İsrail'de yaşayan yakınlarına zarar vermesinden endişe duyduğunu ifade etti.


Sofia'nın eski bir fotografı, aynı zamanda serginin de görseli

"Belalı Sularda..."


Dror Feiler, karısı sanatçı Gunilla Sköld-Feiler'le birlikte benim son 4 yılda, bir solo sergi açıp, üç karma sergisine de katıldığım Tegen 2 isimli galeriyi yönetiyorlar.

Tegen 2, Ship to Gaza'yı, Freedom Flotilla'yı, yolculuğu, Gazze halkını bir yeni karma sergiyle desteklemeye karar verdi. Adı "Over Troubled Water...", yani "Belalı Sularda..."


Sergi bu cuma, yani İsveç ve Yunanistan Ship to Gaza gemilerinin yola çıkacağı gün açılacak. Serginin ne zaman biteceği yolculuğun gelişimine ve sonucuna bağlı. Sergi mekanında, aynı zamanda sergi sanatçılarından da olan Dror Feiler'in yolalacağı gemi Sofia ile doğrudan bağlantı var. Bir tür günlük tutulacak. (İHH İnsani Yardım Vakfı'nın gemileri ise 22 Mayıs'ta demir alacakmış. Sirkeci'den ve saat 11'de. Umarım yolcu edeni çok olur. Hiçbir şey için erken değil!)


Bu sergiye ben de katılacağım. Bir kısmı İsveç'in ve Bosna Hersek Cumhuriyeti'nin çok tanınmış sanatçıları olan diğer katılımcılar şunlar: Malou Bergman, Nils Claesson, Dror Feiler & Gunilla Sköld Feiler, Kent Klich, Damir Niksic, Linn Reinius, Fia-Stina Sandlund, Martin Wickström , Maria Heimer Åkerlund.


"Ship to Gaza: I have eyes only for you"


Sergide yeralacak işimin adı ise, "Ship to Gaza: I have eyes only for you." "Gözüm gibi sakınmanın" olabildiğince yakın çevirisi...
"Ship to Gaza: Sizi gözüm gibi sakınırım", Gazzeli balıkçıların ekmek derdi için denize açılan küçük teknelerine bile ateş açmaktan geri durmayan işgalci İsrail Donanması ile karşı karşıya gelecek Ship to Gaza (Özgürlük Filosu) gemilerine, o gemilerde yeralacak dostlarıma ilişkin kaygılarımdan varlık buldu. Üç büyük dinin derdi, umudu, hedefi, kutsalı Gazze’yi, üç peygamberin kaburga kemikleri, karnı, bedeni kılarken, gemileri de “katran ve ziftle bulanmış hasır bir sepetin” içine yerleştirerek “denize” bırakmayı seçtim.


Tevrat’ın ikinci kitabı Exodus’ta yeralan öyküde bebek Musa’yı koruyan “hasır sepet” benim dostlarımı, onların Filistin bayrağının renkleriyle boyadığım demir gemilerini, Gazze’ye, Gazze halkına yönelik umut ve çabalarını korusun istedim. Paradoksal bir biçimde Musa’yı da koruduğu biçimde… Exodus’un cümlesini değiştirdiğim yerden bu kaygımın metnini de ekledim işime, ibranice: “Daha fazla gizleyemeyeceğimi anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadım. İçine gemileri yerleştirip denizin kıyısına bıraktım.”

Aslı şuydu:
”Exodus, 2:3 Daha fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı.”


Metal ve tahta üzerine baskı, boya, zift, model dökme demir gemiler ve sepetle oluşan işimin boyutları 116.5 x 146 cm. Üretiminde teşekkür borçlu olduklarım, Adlı Toktamış, Dror Feiler, Murat Seçkin, Johan Ferngren, Tansu Açık ve Öniz Ercan. Teşekkür ederim.

"Ship to Gaza: Sizi gözüm gibi sakınırım.", Hakan Akçura, 2010

Kullandığım görseller:

1. (Detay) Michelangelo'nun Musa heykeli, Peter Anton von Verschaffelt, 1737'den sonra, çizim, 58 x 43 cm, Reiss-Engelhorn-Muzesi, Mannheim

2. (Detay) Descent from the Cross, Jacopo Pontormo, tuval üzerine yağlı boya, 1526-1528, 313 × 192 cm., Santa Felicita, Floransa

3. (Detay) Bir Musevi düğününde Muhammed'i, genç karısı Ayşe'yi, Fatma'yı ve aile üyelerini gösteren 14 yüzyıl özgün minyatürünün 16. yüzyıl versiyonundan, Chester Beatty Kütüphanesi, Dublin

4. Shuttle KidSat kamerasından Gaza Sahil Şeridi ve Akdeniz, NASA/ JPL'den, fotografın eklenme tarihi 22.01.1997.

OVER TROUBLED WATER

Hakan Akçura, Malou Bergman, Nils Claesson, Dror Feiler & Gunilla Sköld Feiler, Kent Klich, Damir Niksic, Linn Reinius, Fia-Stina Sandlund, Martin Wickström , Maria Heimer Åkerlund
21/5-10 till ?/6-10 (Serginin ne kadar süreceği, yolculuğun ne zaman ve nasıl sona ereceğine bağlı.)
Açılış: 21 maj kl 17 – 20

TEGEN 2
Bjurholmsgatan 9B
, Stockholm

14.5.10

"Mr. President let me challenge you to face his 1-2" on ACT ART 8 - CENSORED

ACT ART 8 - CENSORED

100 ARTISTS, 1 VENUE. 1 NIGHT.

9 Areas. 10 Live Spaces. Seated Cinema. Cafe. Smoking Garden.
Performance. Live Art. Music PA`s. Film. Video. Installation. Photography. Painting. Other Media. DJ`s. Performances all night from 8pm.
"ACT ART 8 - CENSORED" on Friday 9th July 2010.
The Islington Metal Works, Angel, Islington, London

Tickets for this event will be available shortly.


About my work in this event:

"Mr. President let me challenge you to face his 1-2"
(A suggestion of nightmare for G. W. Bush)

A neo-fluxus art interference
9.1.2007 – 15.1.2007
Transformed and re-edited anonymous mobil phone records of Saddam Hussein's execution


"Akçura is an artist who doesn't keep his views to himself. The execution of ousted Iraqi dictator Saddam Hussein's affected him deeply and he aroused a bit of international interest when he changed the face of the overthrown Iraqi leader lying in the morgue with that of U.S. President George W. Bush. He posted the video on Youtube. Two experimental videos titled “Mr. President let me challenge you to face his,” which show Bush in a provocative way during the execution process of Saddam made it to the most watched videos section of the “Arts and Animations” category rapidly in January. But not for long. The videos were taken off the Web site with claims that the video embraced violence. Akçura said: “It was said that my video included violence. It was virtual, yet the real execution images were displayed to billions of people on TVs everyday hundreds of times.” The artist says that he sent the video to the White House as part of his virtual campaign for justice.

After Youtube blocked his work, the artist posted the video on Google Video. He mentions that they also blocked it after a short period and his reaction is “My search for justice got stuck in virtual censor.”


Turkish Daily News
VERCİHAN ZİFLİOĞLU
ISTANBUL
Wednesday, June 20, 2007


Mr. President let me challenge you to face his 1-2 from hakan akcura on Vimeo.

ACT ART 8 - CENSORED

ARTISTS (confirmed so far include):

AINE PHILLIPS & MANUEL VASON
ALESSANDRO VITALI
ALEX FEAR
ALLAN STANLEY TAYLOR
ANDREA CONTIN
ANGEL ROSE
ANITA PONTON
ANNO BERGMANN
ART BITES
ASHLEY RYDER
BEN CHARLES EDWARDS
BEN HOPPER
BERIVAN SAYICI & PAUL FLORIAN
BERNADETTE LOUISE
CATHERINE MAFFIOLETTI
CHRISALYS
CHRISTIAN SIMMONS
CHRISTINA MILLARE
DÆDALUS
FERAL
FERNANDO MERINERO
FRANCESCO BENENATO
GETINTHEBACKOFTHEVAN
HAKAN AKÇURA
HOLESTAR
HOLLY REVELL
ILKA LEUKEFELD
INBRED HYBRID COLLECTIVE
JAMES FRENCH
JAMES LEON
JASON ATOMIC
JONNY WOO
JOSEPH MERCIER
JULIA UBERREITER
JUSTIN ALLEN & RACHEL PARRY
KAT HANULA
KATE PELLING
KEVIN BRIAN HOWBROOK
KIMBAL BUMSTEAD
KRIS WLODARSKI
LADYWINTERBUM
LARS SILTBERG
LES CHILD
LINK LEISURE
MACIEJ TOPOROWICZ
MAGDALENA SURANYI
MARIANNA & DANIEL O’REILLY
MARTIN THE ROBOT
MAXIME ANGEL
MOUSE & TOM THE BEAR
MR PUSTRA/DAEMIANE
NADIA DE CARLO
NATASHA CARUANA
NATHAN EVANS
NICOLA CANAVAN
NICOLA RUBEN MONTINI
OLIVER FROST & MARC MASSIVE
PANICLAB
PAULA DAVY
PETE MAY
RICHARD DEDOMENICI
S.ASTRID BIN
SASHA SELAVIE
SONOFABITCH
SUSAN MORTIMER
THE READERS
THOMAS FISHENDEN
THOMAS JOHN BACON
TOM WALKER
TRADEMARK
VES PITTS & JOE JEFFREYS

MAIN STAGE hosted by SCOTTEE

FILM SCREENINGS INCLUDE:

`UNCLE DAVID` starring David Hoyle & Ashley Ryder. Introduced on the night by Ashley Ryder.
`THE TOWN THAT BOARS ME` starring Jodie Harsh, Kelly Osbourne & Sophie Ellis Bexter

DJ`S:

PRINCESS JULIA & SCOTTEE

This event addresses CENSORSHIP.

Is CENSORSHIP really appropriate?

Do individuals have the right to say whatever they wish even if this offends someone else?

Does CENSORSHIP have the effect of making art more appealing, more glamorous, and more exciting?

Is it controlling and arrogant to suggest the public needs protecting?

Is CENSORSHIP about what’s morally wrong or obscene, or is it subjective?

CENSORSHIP surrounds us, be it freedom of speech, censorship of art and culture, freedom of expression or removal of media that’s deemed to be harmful, insensitive, objectionable, embarrassing or inconvenient to those in power. Thankfully it’s extremely hard (if not impossible) for those in authority to control our personal choices and forms of expression because in order for us to be controlled we must all think the same way, which of course is never really going to happen.

Curated and produced by Oliver Frost and Marc Massive and now in its 8th year, ACT ART is an underground event that takes place twice year, merging art, fashion, pop and club culture. ACT ART programmes experimental, radical, challenging, non-mainstream work that’s sometimes difficult to watch, or be confronted with, by emerging and established artists working in all media. ACT ART offers a space for those who are willing to take risks, have something to say (be it political, confrontational, beautiful, or ugly and where censorship is not an issue, and aims to bring different people together, brake down social groups, steer away from the cliquey art world and its politics, and make art more accessible and fun whilst still remaining thought provoking.